Kahverengi Sincap

sincap

Dil-iletişim güçlükleri olan çocukların iletişim nedenlerini ve biçimlerini geliştirirken çocuğun liderliğini takip etmek önemli bir kuraldır. Çocuğun liderliğini takip ederken; onun ilgisini göz önünde bulundurmak, katılmak ve sizin yaptığınız etkinliğe onu dahil etmek ilk basamak olarak düşünülebilir.

Katılmak, çocuk ne yapıyorsa onu yapmak demektir. Çocuğun ilgisini göz önünde bulundurmak demek, çocuk bir şeyle ilgilendiğinde sizin de onunla ilgilenmeniz demektir.

Aşağıda; özel eğitime yeni başlayan Kahverengi’ nin ilgilerinin ortak ilgiye dönüştürülerek eğitimciyi kabul etmesi, güven duyması ve aralarındaki etkileşimin geliştirilmesinin uygulama süreci aktarılmıştır.

Kahverengi 2,5 yaşında, otistik özellikler taşıyan bir kız çocuğu. Öncelikle kalemler olmak üzere her tür uzun nesneye (çubuk kraker, ip, çubuklar) karşı ilgisi var. Bu nesneleri genel olarak sadece elinde tutuyor. Bazen de iki uzun nesneyi yan yana getirerek gözlerinin önünde tutuyor. Ona başka nesneler ya da karşılıklı oynanabilecek oyunlar sunulduğunda ilgilenmeyeceğini, zorlandığında sızlanacağını ve çekip gideceğini biliyorum. Bu nedenle ilk adımımız kalemlerden başlamak zorunda.

Kahverengi ; ortamda kalemlerin yerlerini kısa sürede belirliyor ve tüm kalemleri alıp, içinden iki tanesini seçiyor. Bu iki kalemi elinde tutarken diğerlerinin de yakınında olmasını istiyor , kalemleri aldığında onun karşısına oturuyorum. Bu ilk başta onu biraz tedirgin ediyor. Ona müdahale edeceğim, kalemleri ondan alacağım endişesi taşıyor olabilir. O seçtiği kalemleri elinde tutuyor, sonra onları bırakıp yenilerini seçiyor , kalemleri elinde tutarken ben de ortadaki kalemlerden ikisini elime alıyor, onları birbirine vurarak ses çıkarıyorum. Kahverengi, bana baktığında iki kalemi de göz hizama getirerek ona bakıyorum. Kahverengi ,uzanarak bendeki kalemleri alıyor. Yeniden ortadaki kalemlerden iki tanesini seçiyorum. Yine onları birbirine vurarak ses çıkarıyor Kahverengi’nin ilgisini çekmeye çalışıyorum. Bu iki kalemi de benden alıyor. Bu şekilde defalarca “Kalemi elimden al” oyunu oynuyoruz. Sanırım yaklaşık 15 dakika sürüyor . Kahverengi’ nin ilgisi dağılıyor . Bu sırada uçları sivri olan kalemlerin uçlarını ısırdığını ya da yemeye çalıştığını görüyorum. Yaptığım tek ona fark ettirmeden kalemlerin uçlarını kırmak ve bu şekilde kalem uçlarını yemesine engel olmak.

Kahverengi’ nin karşısında oturmaya devam ediyorum. Hala aramızda bir sürü kalem var. Kahverengi elinde kalemleriyle duruyor öylece. Elime iki kova alıyorum. Kalemlerden birini kovanın içine atıyorum. Kahverengi hemen kalemi geri çıkarıyor. Başka bir kalemi atıyorum kovanın içine o da yeniden dışarı. Bu üç dört kez tekrarlanıyor. Sonra kendi elindeki kalemlere dönüyor Kahverengi.

Yerdeki kalemleri tek tek kovanın içine atıyorum. Biraz yukarıdan bırakarak kovaya düşüşlerinin ses çıkarmasını sağlıyorum ki Kahverengi’nin dikkatini çeksinler yeniden. Kahverengi bakmıyor. Tüm kalemleri kovaya koyduktan sonra bu defa boş kovayı da elime alıp bir kovadan diğerine kalemleri boşaltmaya başlıyorum. Boşaltırken arada bir iki kalemin yere düşmesini sağlayacak sakarlıkta yapıyorum bu eylemi. Düşen kalemleri hemen eline alıyor Kahverengi.

Sanırım 40 dakika sürüyor ilk birlikteliğimiz.

40 dakikanın sonunda tekrar tüm kalemleri kovaya koyuyorum tek tek. Bu defa kovadan kovaya boşaltmadan oyun bitti diyorum . Kahverengi elinde iki kalem benimle beraber odadan çıkıyor.

Bir sonraki buluşmamızda Kahverengi yeniden kalemleri ilk gördüğü odaya yöneliyor. Bir kutu kalemi alıp ortaya döküyor ve içinden yeniden iki tane seçiyor. Başlangıçta iki kalemi alıp birbirine vurarak ses çıkarma; Kahverengi’nin elimden almasına yol açma, kalemleri kovaya doldurma, kovadan kovaya boşaltma oyunlarını tekrarlıyorum. Ardından bir kağıt koyup masaya; iki keçeli kalemi aynı anda kullanarak çizgiler, semboller yapıyorum kağıda.  Kahverengi’nin dikkatini çekiyor ve masaya yöneliyor. Elimdeki kalemleri alıp kapaklarını kapatmaya çalışıyor. Başka kalemler çıkarıyor, onlarla devam ediyorum. Onları da elimden alıp kapaklarını kapatıyor. İki kalem daha alıyorum elime ama bunlarla çizmiyor, sadece kapaklarını açıp Kahverengi’ye uzatıyorum. O da kapaklarını kapatıyor. Sonra bir başka kalem; kapağını aç, kapağını kapa. Bu oyun sürerken masaya dikkat bilyesini (eğimli yollar ve bu yollarda kayarak gidebilen geometrik şekillerden oluşuyor) koyuyorum. Kırmızı daireyi alıp yola koyuyorum ve kaymaya başlıyor.  Kahverengi’nin dikkati hemen bu dönerek inen şekle kayıyor. Kırmızı daire yolun sonuna geldiğinde bi kaç saniye bekliyorum belki Kahverengi elini uzatır diye.  Durup bekliyor o da.  yeniden kırmızı daireyi koyuyorum yola. Bakıyor, gülümsüyor. Kırmızı daire yolun sonunda bu defa ben başka bir şekil alıyorum elime. Onu yolun başına bıraktığımda Kahverengi de kırmızı daireyi alıyor ve yola koymaya çalışıyor. Yola koymayı başarması için hafifçe elini tutuyorum, itiraz etmiyor. Yolun sonuna bir kova yerleştiriyorum. Şekiller bu kovanın içine düşmeye başlıyor. Kahverengi kovanın içine düşen şekli alıp yola koymaya çalışıyor. İki-üç dakika bu şekilde oynadıktan sonra yeniden kalemlere dönüyor Kahverengi Ben de birkaç kez daha şekilleri yuvarlıyorum yolda –belki geri döner diye- sonra onun yanına dönüyorum. Tekrar kalemleri göz hizamda tutarak birbirine vurarak ses çıkarıyorum . Kahverengi bakıyor ama bu defa elimdeki kalemleri almaya yönelmiyor. İkimizin arasına bir metalafon koyuyorum. Kalemlerle ona vurmaya başlıyorum. Kahverengi elimdeki kalemlere yöneliyor. Onları alıyor, metalafonu ters çeviriyor. Ben de tekrar eski haline getiriyorum. O ise “Ooooo” diyerek, yeniden ters çeviriyor. Ben tekrar düz. Bir daha, bir daha. Sonunda sıkılıyor ve kalkmaya karar veriyor. Ellerini yere dayayıp ellerinden aldığı destekle ayağa kalkmaya çalışacak. Bu nedenle hafifçe yana döndürüyor bedenini. O yana döndüğü yani metalafonun görüş alanından çıktığı anda metalafonu çalıyorum. Aniden dönüyor bana doğru. Ama şimdi çalan bir şey yok. Yeniden dönmeye kalkıyor hemen çalıyorum. Tekrar sese dönüyor. Duruyorum. Dönüyor, çalıyorum. Bakıyor, duruyorum. Bunun bir oyun olduğunu fark ediyor. Dönüp bakarak ve gülerek oyunu sürdürüyor.

O sıkılmadan oyuna yeni bir öğe eklemeli, metalafonun çubuklarını görebileceği şekilde elimde tutuyorum bu defa bana baktığında. Eline alıyor çubukları, ağzına sokuyor. Ona kalem uzatıyor, çubukları ondan alıyorum. Tekrar çubuklarla metalafon çalıyorum. O da tekrar çubuklara yöneliyor ama yeniden ağzına sokuyor çubukları. Bir süre sonra çubukları da atıp elinden yeniden kalemlerin olduğu yere dönüyor. Ben de yakınlarına. İki kalemi alıp birbirine vurarak ses çıkarma, Kahverengi’nin elimden almasına yol açma, kalemleri kovaya doldurma, kovadan kovaya boşaltma oyunlarını tekrarlıyoruz. Sonra kalemleri yeniden kovaya dolduruyorum, Kahverengi’nin elindeki iki kalemi benim ellerimin yardımıyla da olsa kovaya koymasını sağladıktan sonra oyun bitti, diyorum. Biraz sızlanarak da olsa odadan kalemsiz çıkıyoruz.

Üçüncü buluşmamız. Artık elimde kalemler,kovalar, kalemler ve kapakları, kağıt, dikkat bilyesi, metalafon var. Bu defa Kahverengi kalemleri ilk gördüğü odaya yönelmeden benimle oynadığı odaya doğru ilerliyor. Odada bizi pipetler ve bir bardak su bekliyor. Ona hemen bir pipet uzatıyorum sonra bir tane daha. Pipetleri elinde tutmaktan memnun görünüyor. Kendi elime de bir pipet alıp bardaktaki suya daldırıp kabarcıklar çıkarmaya başlıyorum. Kahverengi’nin hemen yaklaşmasına yol açıyor su sesi. “Puf puf yapalım” diyerek abartılı hareketlerle suyu püskürtüyorum. Yeniden yeniden. Her püskürtüşümde Kahverengi yüzüme bakarak gülümsemeye başlıyor. Sonra pipetteki elimi çekiyorum. Kahverengi pipete uzanıyor önce. Sonra bana bakıyor, elimi tutuyor ve pipetin üstüne koyuyor “Puf puf bir daha” diyerek yeniden kabartıyorum suyu. Tekrar elimi çekiyorum. Yeniden elimi tutuyor pipete götürüyor. Oynarken bazen pipeti bardağın içinde bırakıyorum bazen bardaktan çıkarıp dolabın üstüne koyuyorum. Her defasında Kahverengi pipeti ve elimi buluşturuyor bardağın içinde. Defalarca Kahverengi arkasını dönüp uzaklaşmaya başlayıncaya dek suyu püskürtmeye devam ediyoruz. Kahverengi uzaklaşırken baloncuk kavanozunu çıkarıyorum ortaya. Baloncukları Kahverengi’nin görebileceği bir yerde oluşturuyorum. Kahverengi bana doğru dönüyor. Baloncuklara bakıyor, gülüyor sesli sesli. Bir yandan baloncuk yapıyorum bir yandan ellerimi hızlı hızlı sallayarak patlatıyorum onları. Kahverengi de yavaşça elini uzatıyor baloncuklara. Boom booom boom ! Kavanozun içine çubuğu bırakıp Kahverengi’ye doğru uzatıyorum. O da tekrar elimi çubuğun üstüne çekiyor. Yeniden baloncuklar devrede. Boom booom boom ! Kavanozun kapağını kapatıp Kahverengi’ye uzatıyorum bu defa. Açmaya çalışıyor olmayınca kavanozu bana uzatıyor. Bir daha ” Booom boom!”  Baloncuk kavanozunu bırakıp pipetlere dönüyorum pipetleri bırakıp metalafona, metalafonu bırakıp dikkat bilyesine.  Kahverengi de benim sunduklarımı kabul ediyor, artık ikimizin de bildiği oyunları tekrarlıyoruz. Yenileri de eklemeye başlıyoruz bebek arabası, ipi çekince miyavlayan kedi, halkalar.

Kahverengi kendi oyunlarına eğitimciyi kabul ettikten ve eğitimcinin ona sunduğu oyunlara ilgi göstermeye başladıktan sonra gelişimsel değerlendirmesi gerçekleştirilerek eğitim programı oluşturulmuştur. Eğitim programında gelişimsel özelliklerine göre seçilen hedeflerinin yanı sıra iletişimsel özellikleri dikkate alınarak iletişim kurma nedenlerini çeşitlendirmek ve biçimlerini geliştirmek amaçlı hedeflere de yer verilmiştir.

Psk. Songül SABIRSIZ

20 Ağustos 2008

Share

Renkli Halkalar

renkli_halkalarBu halkalar ile neler yapabiliriz?

Çubuktan halkaları çıkarabiliriz.

Çubuğa halkaları takabiliriz.

Çubuk zemine takıldığı için döndürerek çıkarma ve tekrar takma çalışabiliriz.

Halkalardan birini gözümüzün önüne getirerek delikten bakıp göz teması kurabiliriz.

Halkalardan biriyle yüzümüzü kapatarak cee oyunu oynayabiliriz.

Halkaları bileğimize takarak bilezik yapmayı deneyebiliriz-ki bir kısmı küçük gelecektir

Halkaları başımıza koyarak simitçilik oynayabiliriz.

Çubuğa takmadan üst üste koyup kule misali devirebiliriz.

Çubuğa halkaları sırasına uygun takmayı deneyebilir, büyüklüklerini fark etmeye yönelik oyunlar geliştirebiliriz.

Büyük ve küçüğü ayırdetmek ya da isimlendirmek için kullanabiliriz.

Renkleri ayırdetmek ya da isimlendirmek için kullanabiliriz.

Saymak için kullanabiliriz.

Peki ya başka?

Psikolog
Songül SABIRSIZ

Share

Oyun Hamuru

Oyun hamuru hem taklit hem de motor gelişimi desteklemek için çok elverişli bir malzeme olmasının yanı sıra yaratıcılığı da kışkırtıcı bir yanı var.

Kıvamından dolayı dokunmaktan kaçınan çocuklarımız olabileceği gibi dokunmaktan çok keyif alan çocuklarımız da olabilir.  Yine kokusu nedeniyle sık sık hamur koklama ile de karşılaşabiliriz. Gene tada dair farklılıklar taşıyan çocuklarımızın hamuru yemesi de çoğu kez sık rastladığımız bir probleme dönüşür.

Bunlara dair farklı çözüm yolları denenebilir. Ama bu ayrı bir yazının konusu olsun.  Burada düşünelim ki hamuru uygun kullanmak için her türlü koşula sahibiz.  işte bu noktada hamur pek çok çalışmanın ana malzemesine dönüşebilir.

oyunhamuru

Gelelim bir oyun hamuru ile yapabileceklerimize.

Hamuru yukarıdan aşağıya yuvarlayarak şekil vermek yani bir yılan yapmak en kolayı.

Eğer yapabileceğimiz tek şekil yılansa;

yilanYılanı yukarı kaldırıp bir de eşlik eden bir şarkı uydurarak –ki bu şarkı birtakım hece tekrarları bile olabilir- sallayarak yakalamaca oynamak dikkat çekici olabilir. Görsel takibi sağlayan bu oyunda yılanı bazen düşürüp bazen çocuğumuzun yakalamasına izin vererek etkileşimi yaratabiliriz. “Lay lay laylalalay hooop düştüüü!” Lay lay laylalalay hooop, yakaladı” gibi.
Yılanla korkutma ya da yılanla gıdıklama oyunu da etkileşim için fena değildir. Burada sizin üstünüze doğru kendi yılanını süren bir çocukla karşı karşıyaysanız yani bu noktaya gelebildiyseniz sizin korktuğunuza dair çıkardığınız sesler kahkaha yaratabilir.

Yılana kürdanlar batırarak dikenli bir yaratık da elde edebilirsiniz.
Bir sürü yılan yapıp spagetti partisi verebilirsiniz.
Yılanın uçlarını birleştirerek simit haline getirebilirsiniz. Simide kalem ya da ona benzer bir şeyle noktalar koyup susamlar ekleyebilirsiniz.

Şeker ya da börek olarak adlandırabileceğiniz sarmallar ya da sarmaldan salyangoz yapmanız da mümkün…bir kürdan da şeker sapı olmak gibi pek çok anda yardımınıza koşabilir.

Özellikle sembollere ilgisi olan çocuklarımızla yılanlar yapıp +, X gibi semboller ya da A, T, E gibi harfler de oluşturabilirsiniz.

Elimizi dairesel hareket ettirerek hamurdan toplar yapabiliriz. Bu sırada hızlı yuvarlama ya da yavaşlama ve hızınıza uygun bir ses -ben çoğu kez miksermişcesine bir ses çıkarmayı deniyorum-çoğu çocuğun daha çok ilgisini çekiyor.

toplarHamurdan toplar yapabilirsek;
Hamurdan topları gerçek bir topmuşçasına atıp tutmak ya da parmağımızla iterek gol atmak oyunumuz olabilir.
Yaptığımız topların üstüne bastırmak, üstüne bastırıp düzleştirdiğimiz hamur parçalarını üst üste koyup pasta yapmak bir doğum günü partisi kutlamaya kadar gidebilir –ki bu arada mum üfleme de çalışabiliriz.

Bu doğum günü partisi “İyi ki doğdun” şarkısıyla alkışlandıktan sonra sona erdiği gibi tabak-kaşık-bardak gibi malzemelerin hatta bebeklerin, oyuncak hayvanların eklenmesiyle kalabalık bir partiye de dönüşebilir. Bulaşıklarını bile yıkadığınız bir partiye kadar da uzatılabilir.

Hamurdan yaptığınız topları ard arda ekleyerek tırtıl yapabilirsiniz.
Dağınık şekilde ekleyip üzüm salkımı ortaya çıkarabilirsiniz.

Hem yılan hem de top yaparak oluşturabileceğiniz pek çok figür olabilir.
Ağaç, kaşık , uçak, araba,gözlük,şemsiye, kardan adam, penguen gibi biraz da sizin yeteneğinize kalmış basitten karmaşığa figürler oluşturabilirsiniz.

Bir de hamur kalıpları var. Kalıp çıkarma becerisini kazandırmak yanında kalıplar hamurdan daha eğlenceli figürler yapmanıza olanak tanır.

Hamur makineleri de mevcut ama beraber yaptığımız figürler bana çok daha geliştirici geliyor. Belki hamura ısınma aşamalarında makineler daha etkili olabilir 🙂
Gerçi bazı makineler çok çekici ama.

Yine şunu da belirtmek gerekiyor sanırım; hamurdan figür yaparken gerçek nesneleri model almak mümkün olduğu gibi figürlerin çizimlerini de kullanmak kolaylaştırıcı olacaktır. Özellikle bazı çocuklarımızda çizimin üstüne hamurdan yaptığı parçaları koyarak figürü oluşturmak kolaylaştırmak adına bir aşama olarak kullanılabilir. Ya da yapacağı hareketlerin sırasını belirlemek için de numaralandırılmış çizimler çok daha anlaşılır hale getirmektedir. Örneğin; bir gözlük yapmayı hedeflemişseniz önce aynen hamurdan oluşacağı büyüklükte ve şekilde bir çizim oluşturabilirsiniz. Ardından da beş parçalı bir gözlük için ilk yapacağı parçanın yanına 1; ikincisinin yanına 2 ..vb. yazarak nasıl ilerleyeceğini daha açık hale getirebilirsiniz.

Hamur söz konusu olunca söylenebilecek pek çok şey var. Benim söylediklerim sadece bir giriş oldu. Yeni fikirleri duymak çok güzel olacak.

Psikolog
Songül SABIRSIZ

Share

Bowling

Bowling oyunu temelde motor gelişimi destekleyici bir oyun olsa da ben onu en çok dil gelişimini ve sosyal gelişimi desteklemek için pek çok fırsat sunduğu için seviyorum.
Hedefe yönelik top yuvarlamayı gerçekleştirerek şişelerin devrilmesi sağlandığında ortaya çıkan sevinç nidalarını paylaşmak da çok keyifli. Kollarınızı yukarı kaldırarak oleyyy diye bağırmanız bile pek çok çocuk için kahkaha attırıcı.

“bacaklarını aç” ve “geri geri git” yönergelerini öğrenmek için bowling oyunu iyi bir fırsat. Çocuğumuzun bacaklarını yanlara doğru açması topu daha kolay yuvarlaması için uygun bir konum sağlayacaktır. Karşısında durduğumuzu varsayarsak bacaklarını aç dedikten sonra kendi bacaklarımızı açarak oturmamız model teşkil ederek taklit etmesini sağlayabilir. Ama çoğu kez bir çok kez bu konumu sağlamak için sizin ellerinize de ihtiyaç duyabilir.

Ayrıca pek çok çocuk topu yuvarladıktan sonra şişelere doğru yaklaşmayı huy edinmiştir:) çoğu kez de top tüm şişelerin devrilmesine yetmediyse kalanları eliyle devirmek istemektedir. Bu yüzden geri geri git yönergesiyle eski konumunu sağlamak uygun olacaktır. Bu sırada pek çok çocuk için yönergeden kastedilenin ne olduğunu anlaması için başlangıçta fiziksel destek sağlamak gerekmektedir-ki bu da oyun içinde oyuna dönüştürülebilir. Geriye doğru çekme oyunu ve bu sırada eşlik eden eğlenceli bir ses pek çok çocuk için eğlence anlamı taşır. Bazen tek bu nedenle istenileni anlamaya başladığı halde gelip sizin çekmenizi bekleyen küçük keyif insancıkları bile oluşabilir.

bowling1

Şişeleri dizerken hedefleyebileceğimiz dil ifadeleri değişebilir. Bunu belirleyecek olan kuşkusuz kiminle oynadığımız. Bazen şişelerin renklerini söylemek bazen şişeleri sayarak koymak bazen doingg doingg gibi bir sesle şişeleri uçurarak yere kondurmanız ilgi çekici olabilir. Bazen de hangi şişeyi önce koyacağınızı oyun arkadaşınız belirleyebilir. Şişelerinizin özelliğine göre hangi renkte olanı hangi boyutta olanı. Vb. Koymanızı istediğini sorabilirsiniz.

Ya da şişeleri koyarken renklerini söylemesini, saymasını isteyebilirsiniz.

Yine bowling oynarken seçim yapma olanağı da sunabilirsiniz. Hangi renk topla oynamak istiyorsun? Yeşil top mu sarı top mu? Hangi topla oynamak istiyorsun? Büyük top mu yoksa küçük top mu? Gibi her çocuk uygun olan hedefe yönelik ifadelere teşvik edilebilir.

Topu yuvarlayıp zafer yakalandığında ise yine ne oldu sorusuna yanıt verme (“ düştü”yü öğrenmek için çok güzel bir yerdir), düşen şişelerin renklerini söylemek , kaç şişe düştüğünü saymak, kaç şişe kaldığını saymak, hiç şişe kalmadığını “sıfır”ı kavratmak gibi pek çok son oluşturulabilir. Bu arada şişeler düşmediğinde el işaretleriyle birleşen sesler de çoğu kez oyun arkadaşlarımıza çok komik gelmektedir. Aynı şekilde sıfır sözcüğü ile beraber gelen hiç yok jestleri de ilgi çekici olabilmektedir.

En güzel anlardan biri de yayayaşaşaşa zamanları. Yayayaşaşaşa nidalarıyla tüm şişeler devrildiğinde oyunun devamını istemek için de tam zamanıdır. Bir daha oynayalım mı sorusu işte tam burada gelir. Bazen öyle keyiflidir ki tekrar tekrar düşürmek; şişeleri dizmekten bitap düşebilirsiniz. Hımm bir de özellikle nesnelerin isimlerini yeni öğretmeye , adını duyduğunda etrafında bu nesneyi aramaya yeni başlayan çocuklar için topu biraz rasgele geri yollayıp top nerede? Diyerek aramasını sağlamak da mümkündür.

Oyunun sonunda da şişeleri sepete toplamak gene beraber gerçekleştirdiğimiz bir son olmalı.

İki kişi bowling oynamaktan sıkıldaysanız artık oyuncu sayısını artırarak sırayı bekleme, sıranın kimde olduğunu işaret etme ya da söyleme zamanı –ki sıra beklemek hiç de kolay değil.

Bir de son dönemde ışıklı-sesli ya da şişelerinin içinde küçük toplar olan bowling setleri de var. Ki onlar hem bazen daha dikkat çekici hem de yeni ifadelere kapı açmamızı sağlıyorlar.
Ben bowling oynarken çok eğleniyorum. Bazen hiç düşünmediğim biçimler ortaya çıkıyor bu daha da eğlenceli hale getiriyor oyunu. Şimdi sıra sizde:)

not: şişe sözcüğünü kullanmanın çocuklar için daha iyi olduğunu sanıyorum. Ama özellikle melodik seslere ilgisi olan çocuklar için kuka ya da labud demek daha uygun olabilir.

Psikolog
Songül SABIRSIZ

Share

Resimlerle Duyguların Öğretimi Programı

 

songul_makale

Yard. Doç. Dr. Alev GİRLİ ve Psikolog Songül SABIRSIZ tarafından yazılan ve  Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan Otizm Tanılı Çocuklara Uygulanan “Resimlerle Duyguların Öğretimi Programı”nın Etkililiğinin İncelenmesi  konulu makaleyi aşağıdaki ikona tıklayarak PDF formatında indirebilirsiniz.


pdf

Share